savaş sonrasıyım

– Nasılsın?

– Savaştan dönen gazi psikolojisi içerisindeyim. Biraz „Batı Cephesinde yeni birşey yok“taki genç gibi hissediyorum. Üstelik savaşı kazanıp kazanmadığımı dahi henüz bilmiyorum. Her şey epey sırlı anlayacağınız. Savaştan önce yarım bıraktığım hayatımı toparlama çabam ise başlı başına çok yorucu. Keşke bazen bazı şeyleri dondurabilsek. Bir iş için büyük efor sarfederken diğer işlerimizi kenarda köşede saklayabilsek. O esnada zaman dursa.. Kalınan yerden neşeyle devam edebilmek için dursa zaman. Ahirette dört soru sorulacakmış, biri „gençliğini nerede harcadın?“ olacakmış ya hani. Bu soruya vereceğim cevabı çok iyi biliyorum..

Advertisements

kıvılcım

– Nasılsın?

– Ruhumun yaraları kanıyor
Yaralarımı ben mi seçtim?
Muhabbettir
yaralı ruhları ayakta tutan
Bir kıvılcım muhabbet

İçimdeki kapalı kutuyu
kapalı tutuyorum
Çünkü iki hüznü taşıyamam

Rüyadan uyandığım gün
güneşle selamlaşıp
sevineceğiz
belki

Ayaklarım ağrıyor
gidememekten

Br kıvılcım muhabbet buldum.
Paylaşalım mı?
 

Sen.

Dünyaya, kendine ve Allah’a küsmeyen kuşlar kadar huzurlu olabilmek isterdim.

Karnımı doyuranlar karnımı esasen Allah’ın doyurduğunu unutuyorlar. Ruhumu ihmal ediyorlar. Ruhumu Sen doyurur musun Rabbim?

Başka bir alemde, yarıyolda bırakılmış her elin hesabı sorulacaktır elbet. Elimden Sen tutar mısın Allah’ım..

 

fenâ.

– Nasılsın?

– Şunu farkettim: Bir şeylerin aklımdan çıkması için yazıyormuşum ben. Yazdıklarımın tekrar tekrar karşıma çıkması için değil. Tekrarından şevk duyduğum az şey var. Mevsimler, çocuklar ve kuşlar mesela. En sevdiğim şarkıyı dahi bir süre sonra hayat balonumdan atmalıyım. İzlediğim en güzel filmin de bir süre sonra çürüdüğünü hissettim. Oysa tüketmiyorum da, yaptığım şeye tüketmek denemez yani. Yaşıyorum hepsini, en derinine kadar. Acıyı da, sevinci de. Çektiğim fotoğrafların yankılarını yıllarca göğsümde saklayabilirim. Söylediğim sözlerin izlerini yıllar sonra da takip edebilirim. Dostlarımı hülyalarımda ve dualarımda taşıyorum. Yine de, naparsak yapalım, hayatın böyle bir kuralı var sanırım: yok ile var içiçe, var olan her şey bir süre sonra yok olmaya mahkum. Varlığı tutamazsın.

Allah bâki.

Bir gün ben de öleceğim.
Hamd.

horchen

(…)
hem içeriyi, hem de dışarıyı dinlemek istiyorum,
senin içini, dünyanın ve ormanların.
saatler, zillerini ağır ağır çalıyorlar,
ve sen zamanın aslına inebiliyorsun.
sokakta bir yabancı yürüyor
ve yoldan geçen bir köpeği rahatsız ediyor.
ardından sessizlik geliyor. gözlerimi sana,
ellerimi uzatırcasına sunmuştum,
karanlığın içinde bir şeyler kıpırdadığında,
seni hafifçe tutup sonra da bırakmaları için.

Rilke

(…)
Und möchte horchen herein und hinaus
in dich, in die Welt, in den Wald.
Die Uhren rufen sich schlagend an,
und man sieht der Zeit auf den Grund.
Und unten geht noch ein fremder Mann
und stört einen fremden Hund.
Dahinter wird Stille. Ich habe groß
die Augen auf dich gelegt;
und sie halten dich sanft und lassen dich los,
wenn ein Ding sich im Dunkel bewegt.

Rilke

bedbaht olmamak

Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd.
Bu, Rabbinin, kulu Zekeriyya’ya olan rahmetini anmadır. Bir zamanlar o, Rabbine gizlice (içinden) yalvarmıştı. Şöyle demişti: „Ey Rabbim! Şüphesiz (artık öyle bir durumdayım ki) benim kemiğim zayıflayıp gevşedi ve başım(ın saçı) bembeyaz alev gibi tutuştu. Sana dua etmekle de ey Rabbim, hiçbir zaman bedbaht olmadım.“

Meryem suresi, 1- 4 ayetler

heyecan ve neşe

Bir tavsiye verme hakkım olsaydı belki şunu derdim:

Heyecanınızı ve neşenizi çalan şeylerden uzak durun. Kalbinize haksızlık etmeyin. Kuşlara, ağaçlara ve çocuklara selam verin. Toprağın üstünde yürüyünce „bir gün altına gireceğim, beni ağırlar mısın?“ diye ricada bulunun. Dostlarınız hiddetlenince siz susmaya çalışın. Susarsanız kazanan ikiniz olacaksınız, hiddetlenirseniz ikiniz de kaybedeceksiniz. Güzel insanların peşini bırakmayın. Korkularınızı yenmede yanınızda olan, içinizdeki cevhere inanan insanlar için şükredin, onların kıymetini bilin. İkram edin ve paylaşın, paylaşılan her şey çoğalır. Kelimelerinizi itina ile seçin, bazıları gönül yıkar. Sıhhat ve huzur isteyin. Emeğin ne anlama geldiğini idrak etmeye çalışın, başkalarının emeğine saygı duyun. Her emeğin parayla ölçülmediğini unutmayın.

Beklentisizce sevmeyi öğrenin.