sınanan sınır

herkes gibi benim de
bir hikayem var.
kendi bozukluğum içinde
tamirci olmaya çalışıyorum
yağlı sözlerden kaçmak için
parmaklarım içime dönük

herkes gibi benim de
bir hikayem var
kendi bozukluğum içinde.
bulamazsınız
anlatmayı deneyemem
aynanın sınır kısmında
biriken görüntülerin
gizliliği gibi
herkes gibi benim de
bir sınırım var

Advertisements

imsak vakti şiiri

kaçmakla
olayların üstüne gitmenin
ortasındaki fiilin içindeyim
çıkılamayan yürüyüşün
gerisin geriye giden adımları
perde yırtılmadı
çünkü belki hiç yok
tırnak altlarına bak romeo
ne biriktirdin benden orada?

kaçmakla bir hiç
çünkü belki hiç yok
perde ve diğerleri

mağaramın kapısını dinazorlar
rehin aldı
hepsi avucum kadar
avuç dedimse yani yürek
baskılara rağmen hâlâ buradayım
avuçlarına bak romeo
ne biriktirdin senden orada?

kaçmakla
belki bir hiç

sakin olamıyorum.

şimdi dişim ağrısa
beni korkuma kim götürür?

buğday.

Şimdi
siyasetten, gündemden ve kalbimden uzak bir yerde
kuşlarımın uçuşlarını izlemek ve âlemin yaratılışındaki güzelliklere hayret etmek istiyorum.

Sonra yine üzülürüm.

Dinleyelim:

Muzaffer Ozak (k.s.) – Ninni

sosyopsikoekonomikopolitik

Dünyayla
yani mevcut global dünyayla
yani mevcut global dünyanın şartlarıyla
yani mevcut global dünyanın içindeki konumum ve vazifelerimle
ilişkim nasıl olmalı?
-ya hâlâ tatmin edici bir cevap bulamadım.

„Dünya bir köprüdür, üstünden geç tamirine bakma“ ile
kul hakkının en kılcal detayı arasında gidip geliyorum.

Dünyadan ve Mitmenschen dediğimiz aynı dünyayı paylaştığımız diğer insanlardan ne kadar ve ne şekilde sorumluyuz mesela?

Siyer kitaplarının bu minvalde yazılmasına ve Peygamber (sav) hayatının bu perspektiften yorumlanmasına nasıl da ihtiyacımız var, değil mi?

cinnet

Agathe, uçtuğu var mı ruhunun ara sıra,
Büyülü, mavi, derin ve ışıl ışıl yanan
Bambaşka denizlere, bambaşka semalara,
Şu kahrolası şehrin simsiyah havasından?
Agathe, uçtuğu var mı ruhunun ara sıra?
(…)

Ne kadar uzaktasın ey mis kokulu cennet,
Ey, sadece sevincin, aşkın ürperdiği yer,
Ey, her ruhun içinde bulunduğu saf şehvet,
Ey bir ömür boyunca gönül verilen şeyler!
Ne kadar uzaktasın ey mis kokulu cennet!

Baudelaire