besmele çekip de

aklına gelen, gelmek için yola çıkan, oraya varan ve varamayan, aklına gelmeden önce kalbine uğrayan, kalbine yerleşipte aklına tenezzül etmeyen; velhasıl içinde barınan bütün kavramları bir araya getirmeye çalışmak, ateşle suyu biraraya getirmeye benzeyebilir. tehlikeli olabilir. çünkü kaybedebilirim; suyu veya ateşi. ya da her ikisini. yani herşeyi.

ama ateş ile su da Allah’ın emrinde, öyle değil mi?
deneyebilirim.

isimsiz yazı

şimdi bir isim söylesem ve dünya alem duysa mesela. mesela ben şimdi bir isim söylesem ve gökkubbe kulak verse sesime. yeryüzü nefesini tutsa. rüzgar heyecandan esmeyi unutsa. kuşlar uçtukları yerde kalıverse. mesela ben şimdi bir isim söylesem. ve bütün bunlar keşke olsa.. sonra herkes ve herşey bir olup „eyvallah“ dese..

ama biliyorsun değil mi, söylemeyeceğim.
bunu çok iyi biliyorsun, değil mi?

söylemeyeceğim.
kuşlar uçsun diye..

kdfbcsdjkbfhwfhkb!!!! (sinirliyim yani)

sevgili blog,

bektaşilik ile ilgili hazırlamam gereken bir sunum var (yarına). ama canım çok fena sıkkın tamam mı. çünkü laptopun sarjı bitince aniden kapanıverdi. e yazdıklarım da buharlaşıp gitti (evet kaydetmemiştim, şeytan unutturdu).

pis teknoloji! :P

dolma kalemim nerde? :P

P. S. Bu blogta „teknolojinin ne günahı var, suç sende“ gibi bir cümle kurmak yasaktır. @ turcique: teknolojı cicidir gibi bir cümle de yasaktır!

saçmalamak güçtür

bazen çok saçma şeyler yapıyorum. mesela gerçekler canımı çok fena sıktığında, o doğruların inadına mümkün olduğunca saçmalıyorum. belki de gerçeklerden kaçmak için, bilemiyorum. hayalperestliğimi buna borçlu olabilirim. canımı sıkan gerçekler sebebiyle yere düştüğümde, bana tekrar ayağa kalkma gücünü veren hayalperestliğimi..

hayal dediğimiz şey gerçek olmayabilir (nitekim değildir). ama dilimize de nüfuz ettiği üzere „hayal gücü“ denen bir şey var. gerçi „hayal edebilme gücü“ manasında kullanılıyor. ama burada hayalin, hayali kuran şahsa verdiği bir güç de var sanki..

„gerçek gücü“ diye bir tamlama..?
ilginç olurdu, değil mi..

binbir yalan bir gerçek

hadi
biri parmak kaldırsın
ve ben,
hiç çekinmeden karşınıza geçip
kalbimin en derinliklerinde
huzurumu kaçıran şeyleri
gerçekten haykırdığımdan
emin olayım.

gece gece
bıçak keskinliğinde hıçkırıklarla
parçalara bölüp önünüze sunduğum
uzun cümlelerin sonuna
„…öyle değil mi?“ sorusunu eklediğimden
artık şüphe etmiyeyim mesela.

hadi,
cevapsız soruların yorgunluğundan
kurtarsın biri beni.
lütfen biri parmak kaldırsın.
cesaretiniz varsa..

bir de rica etsem: doğruyu söyler misiniz..?