uzunca konuştuğumu farzet

…işte böyle şeyler azizim. haa bir de şu var tabi:
anladım ki, bir insan en çok hastalanınca annesini özler.
sonra anladım ki, insan annesini ne kadar özlese de, bir tek Allahsız yapamaz.

Advertisements

astmatik bronşit açılımı

Reis-i dergâh sina hanım, kader politikasında yer alan bir astmatik bronşit açılımı sebebiyle bir süre öksürmek, çorba içmek ve sırasını karıştırdığı ilaçlarını almakla meşgul olacağı için kendisine gelen elektronik mektuplara cevap yazamayacak, bloğunu ihmal etmek zorunda kalacaktır. Bilginize.

karsızlık

ve aslında herkes, noel babaya inanan saf çocuk bakışını kaybettiği güne küfreder. noel baba var olmayan, uyduruk ve saçma bir amcadır ama, o bakış kıymetlidir. keşke hiç kaybedilmese falan. şimdi ben, yani şimdi ben, a) bu kış kar topu oynayamadan lyon’da karın erimiş olmasına mı yanayım, yoksa b) noel babaya inanan saf çocuk bakışımı kaybettiğime mi?

– bbbzzz
– evet butona bastınız. cevabınız?
– ımm şeyy.. ımmm.. a) şıkkına yanıyorum?
– eveeeeett. doğru cevaaaap! (seyirciler: şlak şlak şlak)
– ne kazandım? bir kamyon kar?

hı hı

sevgili blog,

son dört günde kaç yazı yazıpta hepsini taslak olarak kaydettiğimi bir Yüce Mevlam bilir bir de sen. Galiba yazdığım şeyi yayımlayınca konuşmuş olduğumu düşünüyorum. şu aralar canım konuşmak değil, dinlemek istiyor. nasıl desem, şimdi güzel bir insan olsa da, hikmetli bir şey anlatsana da dizinin dibinde oturup dinlesem, arada bir „hı hı“ desem falan.

Allah dilerse

sevgili blog,

bugün metroda tunus asıllı güzel bir abla ile tanıştım. yaşını öğrendiğimde, ona „aaa cidden mi? hiç göstermiyorsunuz ama!“ diyemedim çünkü abla türkçe bilmiyordu. ama Allahtan karşımdaki insan bir müslümandı ve durumu „C’est vrai? maşallah maşallah!“ ile kurtarabildim. „konuştuğum dil hangisi olursa olsun, araya bir maşallah, elhamdulillah ya da xeyr inşallah katabiliyorsam, o zaman eyvallah“ diye geçirdim içimden. metrodan indiğimde, gittiği staj görüşmesi için ona „bon courage!“ dilemeyi ihmal etmedim. şimdi ise, yollarımızın bir kez daha kesişmesi gerektiğini düşünüyorum. hem ismini sormayı unuttum hem de görüşmenin nasıl geçtini öğrenip hayırlısını dilemem lazım.
nasip.

bence biz insanlar birbirimizin hayatına tesadüfen girmiyoruz. sence?

kış geldi

– benim canım salep istiyor.
– kahve gibi bir şey değil mi?
– naaaayn. ımm.. böyle capuccino ile kakao arası birşey.
– evde cappucino da var kakao da var.
– naaaayyn. benim canım salep istiyor.

sevgili blog,
bak, sana çok basit felsefik bir kural öğretcem: salep saleptir.