geduld.

Bazı hayırlar zaman alıyor.

Sabır şükür. Sabır şükür.
Sabır şükür. Sabır şükür.
Sabır şükür. Sabır şükür.
Sabır şükür..

Allah (c.c.) herşeyden haberdar.

Advertisements

yunus.

saat: gece..

uyuyamıyorum.

Yunus’ta aklım. hep..

az önce ansızın bir fotoğrafı hatırladım. Yunus’un fotoğrafını. bebekken hastalanmıştı, bir ay kadar hastanede kalmıştı. bir yaşında ya vardı ya yoktu. yatağında doğrulmuş, beyaz pijama içinde, ipeksi saçlar, ağzında emzik, hayretle objektife bakıyor.

o fotoğrafı çok seviyordum.

eski evimizde, evin en tozlu ve ücra köşesinde bir masam vardı. duvara bitişikti. derslerimi o masada yapıyordum. masadaki tozun öksürtmesine rağmen. ve o masanın üstüne yunus’un o fotoğrafını koymuştım yıllarca.. daha ilkokuldayken ve sonrasında da o fotoğrafı seçtim ve sahiplendim. ne annemin ne babamın ne başkasının fotoğrafını. o fotoğraf gözümün önünde olursa Yunus’u daima koruyabilirmişim gibi hissediyordum belki de..

kardeşim şimdi çok hasta. ve koruyamıyorum onu.

duş almadığı için kızdığım kardeşimin ter kokusunu özlüyorum şimdi, yatağında yatıyorum..

dua eder misiniz?

düşe kalka ölmemek

Saat: gece.

Az evvel gözyaşlarımı silip sessizleştikten sonra yatağımda bir müddet sırtüstü yattım ve karanlık odamda tavana baktım. Ötesini görmeye çalıştım. Aklım, gözlerimin gördüğünden fazlasını görüyordu. Tavanı deşince gökyüzü geliyordu. Gökyüzünü aşınca uzay. Dünya ve diğer gezegenler hareket halindeydi ve ben aslında tavana değil uzaya bakıyordum. Yer çekimi kanunları olmasa, düpedüz düşecektim baktığım yere. Düşmüyordum, ağırdım, yine de boşlukta..

Sonra, baktığım noktada bilmemkaç ışık hızı uzaklıkta bir gezegenin olduğunu hayal ettim. O gezegende de yabancı bir varlığın sırtüstü uzanıp aynı şeyleri düşünebileceğini. Benzer kaygı ve hayal kırıklıklarıyla kendi evinde tavana baktığını..

Bir an için yanıbaşımda uyuyan kuşlarım da gelip geçti, yan odada dolaşan hasta kardeşim de. Her şey aktı.. deniz gibi.

Belki de düşündüğümüz kadar yalnız değildik. Hatta: değilizdir kesin.

Tüm mümkün acılar yaşandı aslında. Tüm trajediler, gam ve dertler gelip geçti bile bu dünyadan. İlk insan ve peygamberin yaratılışı ile başlayan bu „acı ve gam“ hikayesi son Peygamber (s.a.v.) ile doruğuna ulaştı.

Bizler ise, bizden önce yaşamış olan bu güzel insanların acılarını kendi çapımızda tatmaktan başka bir şey yapmıyoruz aslında. Yeni bir şeyimiz yok. Ne aşkta ne acıda. Ne korkuda ne ümitte. Ne sözde ne amelde.

Biraz iman ve amel alıp gidelim. Buralardan..

Hamd..

Dinleyelim:

Safha-yı Sadrında Dâim Âşıkın Efkârı Hû – Hüseyni ilahi

weakness.

Saat: gece.

Uyku tuttu aslında, baş ağrım müsaade etmiyor.

Bugün akşam, uğradığım kütüphaneden çalışma performansımdan yarı-memnun (halbzufrieden) dönerken, metro durağındaki alkolik genc zihnimi ve kalbimi meşgul etti: her halinden alkolik olduğu belli olan genç adam (benim yaşlarımda, alman, saçsız sakalsız) – metroyu bekleyen insanların ilgisini çekmek için olsa gerek – her an rayların üstüne düşebilircesine yere uzandı, bu onun uçurumuydu, ölümle oyunu. Ve çevredekileri korkuttu, kendisini endişe ve tedirginlikle uyaranlar oldu. Yaptığı işin sonucundan memnun bir şekilde, yattığı yerden kalktı, güldü, uyarmak amacıyla da olsa birilerinin duygularına hitap etmişti, yabancı da olsalar birilerinin kalplerine dokunmuştu. Bu başarısının keyfini çıkardı, kendisini seyreden ve diğerlerine nazaran daha cesur davranıp kendisine yaklaşan başka bir genç ile dakikalarca sohbet etti „bunu hep yapıyorum, bana bir şey olmuyor“ dedi yüksek sesle, hepimize bakarak, takdir beklercesine, ve muzip ve haylaz fakat en derininde sevgi ve merhamet için haykıran şımarık bir çocuk nasıl gülümserse öyle gülümsedi.

O an kalben zayıf olmasaydım, yanına gidip konuşurdum. Ona güzel ve sevilmeye değer bir insan olduğunu hatırlatır, bizimle oynadığı oyunu zekice bulduğumu söyler, fakat bir gün ölüm haberini gazetede okursam çok üzüleceğimi de belirtirdim. Bütün bunları kafamda tasarladım, alkolik genci oracıkta bırakıp metroya binerken. Dua ettim ona. Ve daldım uzaklara.. ağlamamak için. O an kalben zayıftım. Yine..

Uçurumdaki uçurumdakini kurtarabilir mi..?