diyalog – 53

– Kapıyı sıkı sıkı kapattım, dedi kadın.
– Neden? dedi adam.
– Kapıdan bir ejderha girdi, dedi kadın.
– İçeride mi hâlâ? dedi adam.
– Evet, dedi kadın.
– Peki bu durumda kapıyı açıp ejderhayı çıkarman daha mantıklı olmaz mı? dedi adam.
– Ya bir tane daha girerse? dedi kadın.
– Ejderhaya alışmayı mı bekleyeceksin? dedi adam.
– Ölmesini umuyorum, dedi kadın.

Advertisements

perdre

Froh kehrt der Schiffer heim an den stillen Strom,
Von Inseln fernher, wenn er geerndtet hat;
So käm‘ auch ich zur Heimath, hätt‘ ich
Güter so viele, wie Laid, geerndtet.

Şendir dönüşü gemicinin yuvaya sakin akıntının üstünde,
Uzak adalardan, bereketli olmuşsa hasadı;
Öyle dönerdim ben de yurda, toplayabilseydim
İyilikleri acılar kadar.

– Hölderlin

Dinleyelim: Zaz – Si je perds

 

yurt ve dua.

Kapağını açtığımda tozundan dolayı hapşırdığım kitapları seviyorum. Dün yine öyle oldu. Sonra, „sahi ya ben hapşu mu diyorum yoksa hatschi mi?“ diye sorguladım yine kimliğimi. Yok, sorgulamadım. İrdeledim, bir parçasını. Bazen, kendimi yersiz yurtsuz hissettiğimde, kalkar -gecenin hangi demine rast geldiğini umursamadan- tahin pekmez yerim. İyi gelir. Çözmez bir şeyleri fakat, bu içimdeki düğüm susamın azizliği ve üzümün genişliği ile çözülecek bir düğüm değildir zaten.

Bir Felak bir Nâs paklar sonra
insanın bulandırdığı yeri.
Ruhum açık olduğunda elbette..

Hesap günü imdadımıza yetişsin istiyorum.
Nefesimiz.
Birbirimizin.
Birbirimize.

Peygamber öyle öğretti.

meyhane

Geçen bir arkadaşa giderken – elimde bir paket lokum – bir meyhanenin önünden geçtim. Almanların ve sarhoşluğun uğrak yeri, suyun rüyaya dönüştüğü puslu bir mekan. Ve içeri dalıp (pakedi kitsch olan gül lokumları ile) ellerimi göğe kaldırıp „Siz hepiniz ölümlüsünüz! Sen, sen ve sen! Hepiniz!“ diye haykırmadım. Ama meyhanenin önünden geçerken bunu hayal ettim, ve kıkır kıkır güldüm, akşamın karanlığında. İnşallah kimseler görmemiştir.