metroda karşılaşma

lisânı yerli
dövmesi yersiz
bakışı tanıdık
(sözde) komşusu ecnebi

burası bir all-you-can-eat
yeri değil
burası bir sömürgeci
-nin az vicdanlı sistemi

kölelik’te diversity (wow)
sanırsın ki her şeyin ihtiyâri
sanırsın ki için özgürlükten dipdiri

oysa ismince damgalısın.
ismin Muhammed ise yahut Ali
„mülkü yoksa kimse gelmemeli“
(oldu canım
oldu sn. dünyadan boş gidecekli)

Sen!
mekanik bir çarkın ârız çivisi
doğrul kendi içinde

çünkü doğrulmadan gerçekleşmiyor
kıyâm
dünyaya karşı
feleğe müsbet

.mülk O’nun
O’nun bütün çarklar.
O’nun eli kuvvetli.

121 Prisoners Exercising after Dore

Resim: Van Gogh – Prisoners Exercising after Gustave Dore, 1890.

Warum

– warum?
– darum.
– warum?
– deswegen.
– warum?
– vielleicht weil..
– warum?
– weiß ich nicht.
– warum?
– wer weiß..
– warum?
– warten wir doch ab.
– warum?
– anscheinend.
– warum?
– es sieht danach aus, dass..
– warum?
– was ändert das??
– nichts..
(Stille)

kalabalıkta herkes bir artık

Dünya çok kalabalıklaştı.

Hayır, gitgide artan nüfustan söz etmiyorum.
(Kalabalığın ne olduğunu bildiğinizi düşünmüştüm.)

Kalabalık,
aynı mekanı paylaştıkları halde
hiçbir amaçları ortak olmayan
yığın.

O yığından bir kişiyi çekseniz
o yığın eksilmez. Bir amaçsızı ekleseniz
o yığın artmaz.

Girip çıkanın belli olmadığı
çünkü yokluğunun umursanmadığı ortam,
ufak tefek karşılaşmaları doğuran tek sebep:
orası yerlerin kapışıldığı
sınırlı bir köşe
kapmacalı geçmesi bundan.

Buluşulmaz kalabalıkta.
Bozulur.

ağaç kovuğu

– çık kutundan.
– çıkmam. çok gün görmedim ama
anlık bir ışık uğruna siyahımdan ayrılmam.

megafonlu marketlerin en üst rafında tozlanan
son kullanma tarihi silik
bir konserve

aldırma
konser ver yeraltımda
megafonsuz sen

baykuşun gözü karga ayaklı
neşeli günlerinden kalmış olmalı
şimdi bir çukur

rıhtımına yenik bir sandal
şurada bir halat bulmalı
özümsemek için
yurdunu

(boğuldu.
kendi tahtasında)

testere söylendi:
bugün de mesaim boş geçti.

Dinleyelim: İbrahim Maalouf – Naga

geçmeden gidenler

Hatırla: Balmorhea – Remembrance

ömür billah. bunlar geçmeyecek.
engebeli virajların dosdoğru insanı olmak
cesaret işi.
bilmez bunu kişi
ve ben bilirkişi
raporunu çöpe attım.
orası iyi.

önüne düşen gidişler hep yağmurlu, sağanak.
benim mezhebime göre yağmurlu günde camiiye gidilmese de olur.
çünkü yağmur altında ölünür.
çünkü bulut içinde görülür
kanunlar.

benim meşrebime göre şemsiyeler fuzuli
ıslanmanın da
eylemlerimiz üzerinde hakkı var
yaşanmaya.

bir gitar teline dokunmadan can çekişen ruhlar
bir çocuğun saçını sevmeden telef olan zalimler
batık hülyalar siniyor ellerine
sigara kokusu gibi. keyifsizinden.

– sen özlemek istiyorsun, sadece özlemek!
– nereye gidiyorsun? (pişkin pişkin)
– hayır. (suskun suskun) hayır hayır. özlemen için gitmiyorum. gitmek için gidiyorum.

(geçmedi.
.gitti)

Dinleyelim: Balmorhea – Baleen Morning

ırak döngü

saçlarımı tarattım
târumâr haldeydiler

zehir zemberek bir resmin
baskısı eski
çizgileri derin

karbondioksitsiz nefeslerin
kimyası bozuk
oyuncak
sonuncusu kırılacak

senfonik öbek
diametral şebek
gözler mânâsız

saçlarım damar damar
sustular
dünyanın örtüleri altında
ki orası ekinsiz toprak

„âh sahtekâr!“
(duymadılar)

ve ölümüm
aşırı dozdan olacak

tartışmıyorum sizinle.
(duydu)

saul-leiter-bw-5

auf Deutsch fluchen und hassen

„Ich kotz‘ auf die Welt,
auf all ihre Machtstrukturen,
auf all die inneren Kräfte, die sie lenken;
auf die Wichtigkeitshaberei der Herren
und Länder mit zu viel Weltbühne.

Ich kotz‘ auf die Welt,
die all jenen Aufmerksamkeit schenkt
die uns verblenden und beenden und verblöden.

Dies ist eine Ode mit viel Hass
auf die Welt.
Ohne die
Hass nicht möglich wäre.
Also: Danke, du bescheuertes Wesen.“

sagte sie
so kurz vor ihrem weltlichen Tod
hinter sich lassend
ihren Migrationshintergrund
ihren postmigrantischen Kammergrund
ihren fraulichen Jammergrund
ihren menschlichen Urgrund
so ohne Schnickschnack sterbend
und verlassend eine Streberkoloniewelt
eine Welt von kolonialistischen Strebern und Scheißern.

In ihrem Briefe:

Verständlich muss niemand sein,
solange er todlebendig ist.

Also, lassen wir das Getue.
Abschiednehmen ist was für Memmen.

 

2

kadir gecesi gök kapıları açılırmış

Vakit daralıyor.
Aynaların önünde beslediğin görüntün de bu dünyada kalacak.

Bu dünyada kalacaklar arasında olacak o da.
Zulüm gibi.
Mal gibi.
Günah ve sevap gibi.

Ve hepsi dünya ile birlikte yerle yeksan olacak.

Vakit daralıyor.
Ölmek üzeresin çünkü
ölümlü doğdun.

Rabbimiz,
bizi Celalin ile değil
Cemalin ile terbiye olan kullarından eyle.

Kadir kıymet bilen,
içini ve dışını güzelleştirme gayreti içinde
olan insanlardan eyle.

Rabbimiz,
bizi ölmeden evvel insan eyle.

Der_blaue_KoranKairouan-e1324761549169

gelzamangitzamankalbeşerolinsan

Ölçüyü kaçırınca her şey
sırrı fâş edilmiş eşya oluyor.
(Alın size ontolojik kural.)

Yerle gök uyumlu da
insan nefsiyle kavgalı.

Zıddına muhtaç bir varlığın
zıddın tahakkümünden serzenişi –
bazı şeyler çok acayip.

Ve aslında sadece şunu unutma:
Burası dünya.