„daha“larımız

kıyas stefan zweig’in ebediyat analizinde sıkça kullandığı bir metod.

ben kıyasları hiç sevemedim. ama kaçınılmazlığını inkar edecek  de değilim. zira kıyas bir bakıma o sevimsiz „yarış“ kavramını içinde barındırsa da, öte yandan kıyas demek daima „ilişki“ demektir, „iki şeyin bir arasının olması“ demektir. ve kimse ve hiç birşey bir başına varolmadığına göre, kıyaslarla çevrili bu dünya ortamımızı kabul etmek zorundayız. bundan olsa gerek, „relation“ kelimesi her iki kavram için de kullanılagelmiştir: a) ilişki b) kıyas.

„daha“ların hakim olduğu bir alemde olmaktan şikayetçi olmak gibi bir lüksümüz yok, kabul. ama o „daha“dan sonra günümüzde kullanılan sıfatlar var ya, işte onlar acayip. (kimse „daha takva“ nın peşinde değil. kimsenin „daha ahlaklı“ olmak gibi bir derdi yok. bu bağlamda: „daha çabuk“ „daha zengin“ olmak kapitalist zihniyeti ayakta tutan „daha“lardır. „daha bilimsel“ ve „daha teknolojik“ ise, içinde yaşadığımız çağın kriter vasıflı dominant „daha“larıdır.)

sanırım her toplum benimsediği „daha“larına göre kendine bir yol çizmiş olur.
bu, fertler için de geçerli: kıyasınızın mahiyeti neyse, siz o’sunuz.
neyse..  Allahu ekber. Allah daha büyüktür.

sleep disorders

eugene aserinsky (hocası nathaniel kleitman ile), uyku üzerine araştırmalar yapan en önemli bilim adamlarındandır. kaderin cilvesi derler ya: ömrünü uyku-bilimine adayan bu adam günün birinde direksiyon başında uyukladığı için ölmüştür.

öğrendiklerimiz:

1. herkes kendi ölümünü hazırlar.
2. nasıl yaşarsak, öyle ölürüz.
3. uykun varsa, araba kullanma.

Pfeifen

Klavier und Geige, die ich wahrlich schätze,
Ich konnte mich mit ihnen kaum befassen;
Mir hat bis jetzt des Lebens rasche Hetze
Nur zu der Kunst des Pfeifens Zeit gelassen.

Zwar darf ich mich noch keinen Meister nennen,
Lang ist die Kunst und kurz ist unser Leben.
Doch alle, die des Pfeifens Kunst nicht kennen,
Bedaure ich. Mir hat sie viel gegeben.

Drum hab ich längst mir innigst vorgenommen,
In dieser Kunst von Grad zu Grad zu reifen,
Und hoffe endlich noch dahin zu kommen,
Auf mich, auf euch, auf alle Welt zu pfeifen.

Hermann Hesse

hayal

hayal kurmak faydalı mı yoksa zararlı mı, karar veremedim. gerçekten..

belki de bir çok insana faydalıdır da, benim gibi kendini kaybedenlere zararlıdır..
ama hayalsiz de yaşanmaz ki..

Allahım ya hayallerimi gerçekleştir, ya da bana gerçekleşmeyecek hayaller kurdurtma..

schweigenschaft

dermanimi icimde aramaktan yorulmus
fakat bir o kadar da
baska caremin olmadigi bilincinde
disarida var olmaya devam ediyorum.

aynadaki suret asla ben olmadim
resimdeki tebessüm asla benimki degildi
gözle görülür hale asla gelmedi özüm
gelseyi onu ilk ben görürdüm

ya yabancilarin kurdugu tanidik bir düzende buldum kendimi
yahut tanidiklarimin kurdugu yabanci bir ortamin ortasinda

asla ait olamadim

weltbild diyor kimileri
oysa ne welt ne de bild
hic birsey kafi gelmezdi insanin icindeki o gizeme

bazen
bagirarak degil susarak cagirirmis insan
Allahin bize susarak konustugu vakitler
zamanin ötesindedir
cünkü
söz ucar
suskunluk
kalir

birlikte dinlemek ne güzel olurdu degil mi..

 

verfaulen

uzun zamandan beri adamakilli yazmiyor gibiyim. uzun zamandan beri sürekli birseyler düsünüyorum fakat düsüncelerimi (nasil desem) paylasmaya deger bulmuyorum galiba. yazabilmek icin insanin kendi düsüncelerine minimum bir deger vermesi sarttir. oysa..

dünyada olup bitenler yanimdan gecip gidiyor. yoo hayir, kayitsizlik degil benimkisi. fakat.. bir cesit Nicht-Teilhaben-Können, bir nevi katilabilememezlik.. ve zaman bir kilic gibi ömrümü kesip bicerken, ben saatlere ve takvimlere yabanci kaliyorum. hala..

hayatimizda birseyler ters gidiyor olabilir. ama bu beni eskisi gibi korkutmuyor. cünkü terslikler de zamana boyun egicidir.  cürümeyi bilmeyen seyler daima zararlidir. ve hayatimizi hayat yapan seyler de bu kanuna tabidir: cürümeyen beseri mutluluk,  sönmeyen maddi güzellik, hepsi gercek disidir, sunidir.

nasil desem: galiba cürüyorum. kendi kendime. tabiatim geregi..