çürüyorsun.

Her şey çürür. Her acı, her sevinç, her sevgi, her nefret, her amaç, her eşya, her lokma, her bakış, her yalan, her söz, her kalem, her an, her tarih, her dokunuş, her gülüş, her yangın, her rüya. Her insan..

Allah bâki.

Kalp (beytullah) ve ruh çürümez bir de.

Çürüyen şeyler için bâki olanı incitme..

 

Sultan Abdulkadir.

Üzüntülü başladığım günün, gecenin derin vakilerinde Abdulkadir Geylani (k.s.) menkibeleri dinleyerek noktalanması güzel oldu. Allah’ın hediyesi. Menkibeleri dinlerken kuşlarımızı odadan almayı unuttuk, ışıkta uyuyamadıkları için uyukladılar. Size kanarya kuşlarının bir miktar derviş olduklarını söylemiş miydim? Şikayet etmeyi bilmeyen dervişyürekli varlıklar. (onları da iyice kendimize benzettik, uyku düzenlerini bozduk, ne güzel.)

Bu yıl yaptığım en hayırlı iş kesinlikle: kanarya kuşu almak. (Bundan kaç ay evvel dokunmaktan korktuğum kuşu şimdi yüreğinden öpmeden uyuyamıyorum.) Bir gün anne olursam (inşallah) çocuklarıma kuş alacağım. Geleceğe dair niyetlendiğim bir kaç şeyden biri bu..

İnsanoğlu ne garip. Değişebiliyor. Korktuğuna meftun olabiliyor, sevdiğinden nefret edebiliyor falan..

P.S. Geçen Sabahattin Ali’nin Abdulkadir Geylani (k.s.) için yazdığı şiire denk geldim. Hiç okudunuz mu?

Dinleyelim:

Muzaffer Ozak (k.s.) – Kıssa – Hz. Abdülkâdir Geylânî Efendimizin Vaazı Neden Tesirliydi

Muzaffer Ozak (k.s.) – Meşk –Düştüm Aşkın Seline (Sultân Abdülkâdir)

 

 

 

güvenem-emek

İçimize işlenen hislerin bereketsiz vakitlere ve toy kalplere denk gelmesi gibiydi her şey. Yarım kalmış yalnızlıkları çöpe atmaya kıyamamak, büyütülmemiş huzurumuzu toprağa ekememek. Fakat.. son bulmalı. Çünkü bulunmaya değer başka bir şey yok.

Artık kimsenin kalbine güvenmiyorum.

 

vergeben können

Dinleyelim:

Lilly Wood And The Prick – Prayer In C

Yürekleri dağlayan şiirler okunuyor yıldızların en metruk köşelerinde. İnsanlar dağılıyor, hiçli bir amaç için esasen toplanamadıktan sonra. Sol gözümde biriken kanı kimseye açıklayamıyorum, açıklamaya çalıştıkça daha da kızıllaşıyor gözümdeki beyazlık. Yengeçler çırpınırken çığlık atıyor bir bebek, annesi yanında olduğu halde. Bazen annenin varlığı da yara sarmıyor. Başa sarılıyor bazı gibiyedüşkün olmamışlıklar. Herkes yalnız titrer.

Tuzlu suyunu içinde üreten kadın ve gözündeki kızıllık renk olmuyor dünyaya. Yalpalıyor komşunun odasından sarkan sesler, bozguna uğruyor cama vuran yağmur taneleri. Mesafeler büyüyor, mesafeler mesafeleşiyor, mesafeler aralarında sözleşiyor.. Bir beton kalıntısı can yakıyor, dokunmadan, nefes daraltarak. Bulutlara çıkma hayalleri kurmuyor çocuklar, sessizce hıçkırıyor oyuncaklar. Herkes yalnız ağlar.

Sol gözümde biriken kanı kimseye açıklayamıyorum.