karışık iş

1.
bazen bazı insanları öldürürüz. kafamızda.
evet, Allah bize böyle bir yeteneği ve dahi nimeti vermiştir.

bazen de bazı insanları yaşatırız. kafamızda.
bu daha da güzel.

2.
burada yaşadıklarım bana şunu öğretti: dünya çok küçük (detayları bende saklı).

3.
fransızca çok çok çok güzel bir dil. lakin bir kez daha anladım ki: felsefe almanyada ve almanca okunur.

4.
birbirinden alakasız şeyler yazmış oldum. biraz karışık oldu, karışık turşu gibi.

Advertisements

eskidim

eylülün sonundayız ve havalar burda çok güzel. sıcak. 

dün şehrin en eski semtinde dolaştım. yine.

daracık sokaklar, yokuşlu yollar, rengarenk evler. bir çoğu restore edilmiş, moderniteyle buluşmuş (oraları istanbul  balata benzettim). eskiden kalma kapılarda şifreli elektronik kilit görmek çok garipti. sonra o yokuşlu yolların birinden iniyordum, bir pencere açıktı, müzik sesi geliyordu. bir estrüman çalıyordu. saksafon olabilir. ismini bilmediğim tanıdık bir parçaydı. müziğe eşlik ettim, mırıldandım, neşelendim. mızıkam olsun istedim. o anı, sevdiğim insanlarla paylaşabilmek istedim. sonra bundan vazgeçtim. evet paylaşamadığım için üzülmektense o anı yaşayabildiğim için mutluı olmayı öğrenmeliyim artık..

mızıkam yoktu. olsun. hamd olsun.

çünkü sevgi en büyük acıdır

Bir çember var, her tarafı acı veren, ama çemberden kurtuluş yok. Ağlatmak, bir insanı ağlatmak ne garip şeymiş öyle.. Yani bir insan tarafindan özlenmek ve o insanın sırf  bu özlem duygusu yüzünden ağlaması. Iyi birşey degilmiş bu. Gerçekten. Hem bazen, sevginin her zaman iyi bir şey olabileceğinden şüphe ediyorum. Çünkü sevgi özlemdir. Özlem ise acı veriyor..

yâr bana bir bayram

Gecen sene Ramazani istanbulda, ailemden uzak, arkadaslarimla gecirmistim. Bu sene icin de nasibimizde benzeri varmis. Bayramim biraz eksik ve buruk gececek, bu kesin. Kalabaliga aliskinim, hele ki bayramlarda. Ote yandan farkli ve degisik bir sey olacak benim icin. Hem bugun okula gelirken, metroya dogru yururken kendimi kandirmayi ne de guzel basardim: „Buraya gelmeyi sen istedin Sina. Sen istedin ya, sonuclarina da katlanacaksin. Secimine sadik kal!“ Zaten en onemlisi buydu: Bunun bir secim olusu. Hamdolsun.

Bu dusuncelerle metroya dogru yurudum, metrodan vazgecip otobuse binmeye karar verdim. Sehir merkezine vardim. Rhône nehrinin kiyisinda yurudum, fotograf cektim. Okula gidip islerimi hallettim. Tramwaya binip ogrenci kartimi ditlattim. Sokaklari ve insanlari seyrettim. Metroyu kullanip universitenin diger kampusune gectim. „Kulturel akimlar“ adli bir derse girdim. Hocayi sempatik buldum. Birsuru not aldim. Anlatilanlarin yuzde sekseninden fazlasini anladim. Kendimi birsey sandim. Simdi de tatli tarifi ariyorum. Ocakta yapilabilen. Firinimiz henuz baglanmadi da.

petit gonya

sevgili blog,

fransizlar kibar insanlar gibi bisey yazmisim ya, duzeltiyorum: Kibar olanlari tam kibar, okuz (oekuez/ inek’in maskulen hali) olanlari tam okuz (kaba kelimesinden daha kaba bir kelime aradim da, aklima bu geldi).

sevgili blog,

nasipse dersler haftaya basliyor. gorelim mevlam neyler. soylemis miydim? burda iftarimizi cogunlukla yakinimizdaki caminin ramazan cadirinda aciyoruz. pesinden teravihimizi kiliyoruz. anlayacagin cok guzel bir ortam. insanlar cok samimi ve cana yakin. bir de nedendir bilinmez burda herkes konyali. artik insanlara nerelisin? diye sormuyorum, konyali misin? diyorum :)

kunéfé

sevgili blog,

dun arkadaslarla sehrin turistik yerlerini gezdik. très joli ne diyim. nehirler, sokaklar, mimari, evlerin pencere ve kapilari pek guzel. he, bir de kunéfé yedim. evet evet, iyi ki gelmisim. iyi ki buraya gelmisim.

Bonjour!

15 saatlik bir araba yolculugu ve 10 gunluk bir sessizlikten sonra:

Bonjour millet!

Burada hersey ve herkes fransizca (Mais oui oui insanlar da fransizca). super bisey! :)

Yeni okulumun bilgisayar odasindayim su an. Kayit islemleri bitti (galiba?). Kayit islemleriyle ugrasan sekreterlerle kanka olduk neredeyse. Dersleri henuz secmedim cunku burasi almanya degil: ders vakitleri ve derslerin verilecegi mekanlar daha yeni yeni belli oluyormus. Dersler bu ayin sonuna dogru basliyor. Kampusumu henuz gormedim ama nehir kiyisindaymis. Su an universitenin ana binasindayim. vakt-i zamaninda burasi bir fabrikaymis, sigara fabrikasi. Ama guzel bina; allah icin. Sistemi biraz karisik olsa da.

Fransizlardan, sehirden bahset diyecek olursaniz: Fransizlar dedikleri kadar varmis, cok kibar insanlar. Sehir de cok guzel. Havasi Turkiyenin havasini animsatiyor bana. Kaldigim yer sehrin biraz disina dusuyor, oralar daha sessiz ve sakin. Uni ise sehrin gobeginde. Metro direk gidiyor allahtan. Ya ben buralari sevdim ya :)  Cok tatli ve guzel insanlarla tanistim. Hamd olsun. Kaldigim evde henuz bazi onemli eksiklikler olabilir ama onlar da giderilecektir insallah (ah evet pozitifim, cok pozitifim!). Kendi islerimi az cok halledebilecek kadar fransizcam varmis, midem kuflu peyniri kaldirabiliyormus, bunlari ogrenmis bulundum. Eve internet baglanir baglanmaz fotograf falan da yukleyecegim, soz.

simdilik bu kadar. beni ozleyenler parmak kaldirsin :p

A bientôt!