eş-Şafi

zaman garip şey. dolu dolu yaşadığım bu yedi ay su gibi aktı ve geçiyor. oysa şöyle bir sırtımı dönüp baktığımda uzun bir yol görüyorum. ne çok şey oldu bu zaman zarfında..

zaman elimizde değil, ama hamd etmek ve dua etmek, bunları elden bırakmamalı.. yaşadıklarımızı olumlu ve olumsuz, ya da iyi ve kötü diye ikiye ayırmayalım bence. yaşanan her anın ve her şeyin hakkımızda hayırlı olduğuna inanalım.

şimdi ben yola çıkıyorum. yolcunun duası kabul olurmuş derler.
güzel bir anne için çok dua edeceğim.
ümitvarız. çünkü şifa Allah’tan..

je suis déçue

sevgili blog,

tebessümleri dahil, fransızların her birşeylerinin yüzeysel olduğuna iyice kâni oldum. kibarlar evet. hatta çok kibarlar. buna diyecek birşeyimiz yok.  ama: sadece kibarlar. kibar olmak için. ve bu da bir çeşit yüzeysellik. ve kibarlık da yüzeyselliği yüzeysellik olmaktan çıkarmıyor.

işte öyle..

rahatsızlık diyelim..

„şimdi döneceksin ve oradaki hayatına kaldığın yerden devam edeceksin“ dedi.
„sanmıyorum“ dedim. „ben aynı kişi değilim“ dedim.
sustu.
o da hayatına kaldığı yerden devam etmiyordu.
hastalığı bunu gerektiriyordu..

rica etsem
onun için dua eder misiniz?..

Abdülkadir Cezayiri

bir şehri şehir yapan bütün noktalarını ve hallerini görmeliyim. bir hapishanenin önünden geçmeliyim. bir mezarlığa ayak basmalıyım, en kalabalık pazarında alışveriş yapmalıyım. okuldan çıkan çocukların yüzüne son bir kez bakmalıyım, bir sokak kavgasına şahit olmalıyım.

söylemiş miydim? dün metrodan sıkılmış bir vaziyette, yolumu uzatmayı göze alarak, otobüsle eve dönerken gördüm: „la place abd el kader.“ Lyon’un ufacık bir meydanına (meydan demeye bin şahit gerek), Cezayirin Fransaya karşı direnişinde (19. yy) önemli bir rol oynamış bu liderin ismi verilmiş. 

(Wikipedia’da şunlar yazıyor. Türkçe versiyonunda da şunlar.)

bence ben o sokaktan tekrar geçmeliyim ve o tabelayı iyice incelemeliyim.

bana bir şiir yaz. çince olsun.

1.
bakalım söz verdikleri gibi yollayacaklar mı. dünkü çinli turistler yani. birlikte fotoğraf çekindik de. daha doğrusu önce onlar bizi çekti. sayıları çoktu. sonra aramıza girdiler. kolkola yanyana. hey allam dedim. kendimi atraksyon gibi hissettim. çok güldük. ingilizceleri yoktu. ya da cörmeni diye bir ülkenin varlığından cidden haberdar değillerdi. hehe. bkz:
– we are from germany.
– cör..?!
– cööör-meeee-niiii. cörmeni. never hörd?
– hmm..

2.
fransada „şairler baharı“ başladı. fransız ulusuna ve milletine hayırlı uğurlu olsun.