ayıklarken

rüzgarı kuşun kanadından koparıp
bir kavanoza yerleştirdiler
kavanozu müzeye

sarıyı çiçekten çekip
bir tablo çizdiler
tablo duvarda

esrarengiz yazgılar
dünyevi projelerle karıştı
ayıklarken unutuyorum
irademin sınırlarını
ayıklarken unutuyorum
irademin varlığını
ayıklarken unutuyorum
ayıklandığımı

Advertisements

güzel hayırsız – 2

Telefondaki Musa ve Diğer Rüya Hatları

İstersen şiir yazayım sana
özür kafiye dehliz
şimdi ölsem
kimsenin uykusu değişmez
senin rüyalarında bir dalgalanma

(…)

Denize doğru üç saniye
kimi sevsem özür dilerim
boşluk üretim hata
kendi kelimelerimden
büyüdü nehir kuşku bulanığı
„özrü kabul edilmedi“

(…)

Gitmeden burada biraz oyalanabilir miyim.

– Nergihan Yeşilyurt

örtü.

Hasta kardeşimin üstünü örtemeyecek kadar
Hasta kardeşime rabbim sen dilersen
biraz daha ömür
Benden hayır yok

Boyumdaki mühür
Göğsümdeki darlık
Titreyen bu parmaklar benim mi
İnsan üç gün yemeden de yaşayabiliyormuş
Üç günün içinde ağlamayanı nerede?

İnsan tam bir sene.

Hasta kardeşimin üstünü örtemeyecek kadar
örtüsüzüm.

burası yokuş. elimde valiz.

Bütün sevdiğim şarkılar bir anda söndü.
Bütün sevdiğim şarkılar başkasınaymış.
Bütün sevdiğim şarkıları sevmiyormuşum.

Üstünden geçmem gereken bir dağ var.
Hem çok tanıdık hem çok yabancı.
Üstünden uçmam gereken bir dağ.
Kanatlarımla tırmanmalıyım.

Şifa olmak istemeyenin sözüdür:
„tedaviye ihtiyacın var senin.“
Şifa olamayanın belki de.

Balın acılığı değil bu içimdeki.
Glikozu bal sanmanın yanılsaması.

Bütün ballar bir anda hastalık oldu.
Bütün şarkılar bir anda söndü.

Dal: Mahreç yeri, dil ucu ile üst ön dişlerin dipleridir.

İçimdeki orduların savaşında
siyah süvarinin melek olduğunu bildim
Üstünden daha kaç rüya geçmeli
acıların dinmesi için

Herkes kendine sevgi
Herkes seçmediği kişiye hâyâl
Elifbe’den bir dal
kopardılar bahtımızdan
Bir dala tutundu bir insan
yok saydığı bir kalbi ezerek

İnsana en çok taşımak öğretilmeliydi
ağırlaşan diri kalbini
iki kişilik

Herkes kaderini yaşar
Acılar va dallar
kalbe dahil

Herkesin içinde seçmediği bir hâyâl
Ve esarettir dilimizin ucuna gelmeyenler

ölüyü diriltemezsin.

Boğaz ağrılarıma şu an bir Allah bir de kuşlar şahit.
Dua ediyorlar mıdır şifam için? O’nun kuşları.

Hayatında olmadığın insanın dünyasına da girmeyeceksin.

Bugün zihnim Endülüse gitti. Minareye atıyla çıkan genç müezzinin, okuduğu yatsı ezanından sonra minarenin orta katlarında bineğinden inip karanlıkta hıçkırarak ağladığını hayal ettim. Belki bir aşk acısından, belki de Endülüs’ün düşüşünü ufukta gördüğünden. Bugün hayal dünyamda sekiz yüz yıl evvel yaşayan bir müezzini teselli ettim. Ölü müezzin dünyama girdi, hayatıma girmeden. Dünyam kilitli sandık, hayatım görünürde nasıl da boş.