Raci olmak

Çivisi çıkmış bu çağda, siz kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz?

Bir ayağı birinci geminin güvertesinde, diğer ayağı ikinci geminin güvertesinde olan bir insan olarak… Gemilerden biri dümdüz gidiyor, diğeriyse sağa doğru sapıyor. Yavaş yavaş suya düştüğümü fark ediyorum. İnsanlığın geldiği nokta bu. (…) Sanat, insanın manevi bir varlığını, sonsuz ve kudretli İlah’ın bir parçası olduğunu ve de sonunda tekrar O’na döneceğini hatırlatmak için var. İnsan, bu sorularla ilgilenir, kendine bu soruları sorarsa, manevi olarak zaten kurtulmuştur. Cevabın hiçbir önemi yok. Biliyorum ki bu andan itibaren artık eskisi gibi yaşamayacaktır.

Neden “Başlangıçta söz vardı…” ?

Söze karşı her birimiz suçluyuz. Söz, hakikatli olduğunda güçlü bir etki bırakıyor. Günümüzdeyse düşünceleri gizlemek için kullanılıyor. Afrika’da yalanı bilmeyen bir kabile bulmuşlar. Beyazlar, onlara yalanı anlatmaya çalışmış ama anlamamışlar. Böylesine yaratılışların mükemmelliğini görmeye çalışın, o zaman başlangıçta neden sözün olduğunu anlayacaksınız. Sözle onun manası arasındaki mesafe artık büyüyor. Çok ilginç, değil mi? Bir bilmece gibi!

…diyor Tarkovski.

Şurada: Andrey Tarkovski Röportajı

yüzme şiiri

Bana güvenmeden yaşamayı
öğretin babacığım

Plastik boncukların çocuksu sevincini
bir ömür içimde taşımayı
Gören gözün yorumundan
gözün sahibine sığınmayı

Bana güvenmeden
yaşamayı öğretin babacığım

Sesler kaosunda kaybolmayan dingin durgunluğu
ırmak suyunda yontulan taşın olgunluğunu
Ayın geceyle sözleşmesini
Yusufun zindandaki nurunu

Bana güvenme’den
yaşamayı öğretin babacığım

Sarhoş bir gemiyim
bana yüzmeyi öğretin
çünkü babacığım
sizin yanınızda İlyas

Bense çok hayat yuttum.

harabeler. evler.

Fırtınadan sonraki ferahlık..
Artık herkes kendi harabesini tamir etsin.
Veya kendine yeni bir ev inşa etsin.
Belki daha güzelini.

İnsanın (başka) insana hayrı kısıtlıdır. Hiçbir insan -ne kadar iyi ve fedakar olursa olsun- her zaman senin yanında olmaz, değildir, olmayacaktır da. Doğarken anne rahmine, bir anne-baba birleşimine muhtaçtık, dünyaya gelirken desteksiz gelinmiyor demek ki; fakat son nefesimizi vermek için (en azından bedenen) kimseye muhtaç değiliz. Hatta dilesek bile olamayız. Herkes kendi ölüm sancılarını çekecektir. (O halde bizi  ölüme mânen hazırlayan insanlara muhtacız esasen, ölümümüze tek başımıza giderken şerefimizle gidebilmek için.)

Bir noktadan sonra her insan -kim olursa olsun- bu dünyada varlığını senden çekebilir, sana küçük dünyalık ölümler yaşatabilir. Herkes herkesi terk edebilir. Herkes herkesten yüz çevirebilir. Anne, baba, kardeş, arkadaş, sevgili, eş, evlat vs. İstisnasız hepsi. Bu, insanda boşluk hissine neden olabilir. Olmasındır. Her insanın yeri elbetteki ayrıdır fakat unutulmamalıdır ki, muhabbet hiçbir kulun tekelinde değil. (Zira Hz. Muhammed’in muhabbeti var olunmuştur. Merkez odur.) Muhabbete talip olan ve nimetin kadrini bilen nasipdar olur, olmayan ve bilmeyen de olmaz. Bu böyledir. Bu kadar basittir. Gayet de adaletlidir. Dünyaya ve insana dair öğrenilmesi gereken gerçeklerden biridir. Yol’un kuralı böyledir: Ancak sen yolu yol kabul ettikçe ve yolun güzelliğini gördükçe yol da sana doğru yol alır. Güzellikle. Yol cevap vermekten usanmaz. Fakat yürümek senin görevindir.

İnsanın Allah’a olan ihtiyacı mutlak. Ötesi fani.

İnsan nasibini biraz da kendi seçer. Ve nazarını.
Dinin öğrettiği sorumluluk bilinci kanımca budur.
Rabbim utandırmasın.

Evet, şimdi herkes kendi harabesini temizlesin..

Dinleyelim: Muzaffer Ozak (k.s.) – Hû Mevlam

Rückkehr, Rücken kehren

Verstimmung. Nein, Trauer (Depression) ist etwas ganz anderes als eine Krankheit. Wovon wollen sie mich heilen? Um in welchen Zustand, in welches Leben zurückzukehren ? Wenn Trauer eine Arbeit ist, so ist derjenige, der daraus hervorgeht, kein fades, sondern ein moralisches Wesen, ein wertvolles Subjekt – und kein integriertes.

….

– »Nie mehr, nie mehr!«
– Und doch ist da ein Widerspruch: dieses »Nie mehr« ist nicht ewig, weil man selbst eines Tages stirbt. »Nie mehr« ist das Wort eines Unsterblichen

Roland Barthes
aus: Tagebuch der Trauer

kaç dilde ölünmezse

Lob der Ferne

Im Quell deiner Augen
leben die Garne der Fischer der Irrsee
Im Quell deiner Augen
hält das Meer sein Versprechen

Hier werf ich
ein Herz, das geweilt unter Menschen,
die Kleider von mir und den Glanz eines Schwures:

Schwärzer im Schwarz, bin ich nackter.
Abtrünnig erst bin ich treu.
Ich bin du, wenn ich ich bin.

Im Quell deiner Augen
treib ich und träume von Raub

Ein Garn fing ein Garn ein:
wir scheiden umschlungen.

Im Quell deiner Augen
Erwürgt ein Gehenkter den Strang.

– Paul Celan

Uzaklara Övgü

Senin gözlerinin kaynağında
yaşıyor, yanılsamalar denizindeki balıkçıların efsaneleri.
Deniz, vaadini senin gözlerinin kaynağında tutuyor.

Burada fırlatıp atıyorum,
insanlar arasında yaşamış bir yüreği,
üstümdeki giysileri ve bir yeminin görkemini:

Daha bir çıplağım, karanlıktan daha karanlık olduğumda.
Terk etmektir benim sadakatim.
Ancak ben, ben olduğumda sana dönüşebilirim.

Gözlerinin kaynağında sürüklenirken,
yağmaların düşünü kuruyorum.

Bir olta ötekini yakaladı:
Ayrılıyoruz birbirimize dolanınca.

Senin gözlerinin kaynağında,
Asılmış biri ipini boğuyor

– Paul Celan

Dinleyelim: René Aubry – Salento

yazgılı şiir

bugün günlüklerimi yırttım
sonumu yazdım kalemimi kırdım
küçüldüm küçüldüm utandım
bir salyangozun en saklı odasına kaçtım
orada tüm vakitler tek gece
âlem bensiz de ev
lirik suskunluklar besteledim durdum
gelmeyeceğe doğru uyudum uyanmadım
bölündüm bölündüm usandım
gözlük camımdan kaydım sustum
yerim yurdum tenim bedenim
hepsi kayıp çünkü bugün şölenle
günlüklerimi yırttık
artık tüm sözler tek hece
gelin ve alın
bu ev sizlik.
gönlünüzce tepinin.
ne yoksa yazılmıştır.
saklı odamda bensizce.

René Aubry – La grande cascade

şafak sıfır.

Bensiz olacak her şey

(…)

Yaklaşacak birbirine bir gün seyyaraler,
Bu muhakkak, sökecek belki evrensel şafak,
O zaman! Meczupların türküsü bunu söyler;
Allah’a karşı bir kardeş çığlığı olacak.

Heyhat o günlerden evvel, rüzgar, güneş, sağanak,
Kalbimi, kemiklerimi etmiştir tarümar.
Bensiz olacak her şey! Ne rüya, ne uyanmak!
Ah aralarında olamadığım yıldızlar.

Charles Baudelaire

Ayrıca: Galip Baldıran – Baudelaire ve Kötülük Çiçekleri