Flussufer

Gündemlerini kendi gündeminiz olarak ilan ve kabul etmediğiniz için deliye dönen ne çok insan var.. Korkuyorlar. Öncelikleriniz onlardan bağımsız olursa varoluşları tehlikeye düşecek diye içten içe müthiş korkuyorlar.

Fransadayken sığındığım yer nehir kıyısıydı. Öfkelenince, efkarlanınca, hüzünlenince, kendimi yalnız hissedince, ve gündemlerine boyun eğmek istemediğimde oralara gider, suyu dinler ve izlerdim. Çare olmazdı ama teselli olurdu. (Şöyle bir şeydi.) Berlinde bu işlevi gören yer odam. İdi. Geçmiş zaman, çünkü uzun zamandır değil. Bana şimdi çok yeni çok münzevi çok başka bir yer lazım..

Ulaşılmak kolay ki.. Bulunmak zor. Hiçbir yerde bulunamıyorum. Ve bu beni çok yoruyor. Kopmak istiyorum. Dil ile susmak sanıldığı kadar zor değil. Hâl ile susmak zor.. Bana şimdi hâlimi susturabileceğim bir yer lazım.

Size de oluyor mu..?

 

 

Advertisements

bodläär

ölmeden evvel mutlaka yapılması gereken şeyler – 2:

güneşin ilk ışıklarıyla birlikte uyuyan kuşlarınıza (onları uyandırmadan fısıltı halinde) şiir okumak. mümkünse kitaptan. mümkünse Baudelaire.

ölüme mola

çok ölüyoruz çok çok
buğulu sözler yalan bakışlar
karanlıkta her şey biraz başkadır
kaç yıl oldu burası ağlak samanlık

en yakıcı ateş de bir kıvılcımdan doğar
Ruh’un sırrı gizlendi Ruh içinde
belki bu gece belki yarın
tırnak uçlarım da doğaya geridönüşümlü
bir işi olmalı her insanın
çok acil çok çok acil

şimdi salavat çek
yarın yine ölürsün

koku.

Parfümlerin örtemediği gerçekler var, güzelim. Hepsini tek tek masaya yatıramayız şimdi. Vaktimiz kısıtlı ve daha ölmedik. Güzelim, daha ölünecek bir kaç mevzumuz var. Yıldızlı geceler hangi çocukların üstüne örtü oluyordur acaba? Şu an hangi ülkede aşık bir adam son mektubunu yazıp denize atıyordur? Göbekli kadınların kaç tanesi içinde kaç tane çocuğun ruh kırıntısıyla geziyordur? Bir incirin içinde öğütülmeyi unutulan arının kaderinden güzel hikaye çıkar mesela, değil mi. Teri, en kaliteli şaraptan daha üzümlü insanlar var. Bu dünyada ve her dünyada. „Gerçek tektir“. Güneş onlar için doğuyor olmalı. Bir yelken açtım şimdi. Yüzme bilmiyorum. Cesaretle delilik arasında bir yerde yüzmeden ölmüyorum. Boğulursam bir balığın karnına defnedersin beni, değil mi?

umduğumuza nail.

Dinleyelim:

Muzaffer Ozak (k.s.) – Segah Hamidiye ve Gülbenk

Bir insan kendini ne kadar çirkin hissedebilirse bugün o kadar çirkin hissetmedim. O kadar da nankör değilim. Biraz çirkin hissettim. Makyaj yapınca geçiyor. Makyaj yapmayı çok sevmiyorum. Çocuksu bir dille size bütün ömrünü anlatabilirim. Zaten anlatmaya değer çok şey de yok. Peygamber torunu değilim. Asilzâde bir babanın prenses kızı değilim. Tahtı kaçırılan Belkıs’ın kızkardeşi de değilim. Kimsenin bir şeyi değilim. İnsanım ve bu şekilde herşeyim. En güzel şiirlerimi gözlerimle yazarım. En güzel şarkılarım dudak uçlarımda gizlenir. Belimi büken yorgunluğumu kendim biriktirdim. Ayağımın altındaki bitmez yolu kendim kafama koydum. İnsanım. Ve bu şekilde hiçbir şeyim..

Rüyam değilim. Aslım var mı?

buz. – 2

Sızıyı gideren su.

Suyun sızladığını kimseler bilmez.

  • İsmet Özel

Nihayet uzakça bir köyde sâkin ilim ve kehanetle maruf bir münzeviyi celbettiler. Bu hekim asır-dîde etibbanın yaptığı ilaçları muayene etti. başını salladı, usturlaba baktı, yıldızlarla konuştu. Cin devşirdi, bir hayli müddet valihane istiğraka daldı. Nihayet:

„Ey efendi, oğlumuz seviyor, aşk hastasıdır“ cevabında bulundu.

Zavallı pederim sordu: „Molla-yı muhterem kimi seviyor?“

Hakim: „Hiç kimseyi! İşte aşkın en mühlik şekli budur.“

  • Amâk-ı Hayâl’den

Dinleyelim:

El-Hadj M’hamed el Anka – Sobhan Allah Ya Latif

„Le lion reste lion
Même quand il a vieilli
Les chacals le redoutent“

(Yaşlansa da
Çakalların şüphesine uğrasa da
Aslan daima aslandır.)