eine Null sein

0. hayal ediyorum da,

1. cahilce davranışların yerini cahitce davranışlar alsaydı, dünye ne de güzel olurdu. bir de ilkesellikten rilkeselliğe geçiş yapabilseydik, oooh mis!

2. keşke rilke ve cahitle aynı sofrada otursaydık. onlar sohbet etseydi ve biz dinleseydik (buradaki biz’in kim olduğunu sormayın sakin, cevap vermeyeceğim). herşey dünyada mümkün olmasa da, hayatta hiç bir şey imkansız değildir you know. çünkü hayat, dünyanın ötesindedir. sizin anlayacağınız; ahirete sakladığım şeyler listesine bu buluşma ve muhabbeti de yazdım. mesele budur yani. hayır, lisetede bulunan diğer dualarımdan bahsetmeyeceğim.

3. dünyaya dair mülküm yok. bedenim bile benim değil. ama dualarım benim (sayın okuyucu! bu son cümleyi iki defa oku, türkçenin güzelliğini gör).

4. herşeyi sıfırla çarpıyorum, elde var: hayal ediyorum da,

Fazla söze ne hacet? Allah’ın emri peygamberin kavliyle bir şiir istemedik  ondan. Ama o yine de bir güzellik yapıp, verdi gitti. Sağolsun (siz de ölü bir insanın ardından sağolsun demenin garipliği yaşadınız mı hiç?).

Ich ließ meinen Engel lange nicht los,
und er verarmte mir in den Armen
und wurde klein, und ich wurde groß:
und auf einmal war ich das Erbarmen,
und er eine zitternde Bitte bloß.

Da hab ich ihm seine Himmel gegeben, –
und er ließ mir das Nahe, daraus er entschwand;
er lernte das Schweben, ich lernte das Leben,
und wir haben langsam einander erkannt…

Rainer Maria Rilke

Aus: Frühe Gedichte (Engellieder)

Not 1: Şiirin türkçe tercümesini bulamadım.

Not 2: Bana almancayı öğreten ilkokul öğretmenlerime ve buna katkıda bulunan sınıf arkadaşlarıma, alman tevlevizyonundaki çizgi filmlerine (özellikle şirinler’e, hayır bizim zamanımıda telebubbies yoktu), ve alman halkına buradan teşekkür etmek istiyorum. Danke ne.

me se ne

sina sagt:
la valse
sina sagt:
ben gidiyorum
sina sagt:
ardımdan kapıyı örtme görevini sana verdim : D
la valse d´eflâtun sagt:
tmm canim
la valse d´eflâtun sagt:
taaaaakkk
la valse d´eflâtun sagt:
ahahahahahaha
sina sagt:
ahahahahahaha
sina sagt:
ay bugün neler oluyor size
sina sagt:
çok kötüsünüz hepiniz yaaa
la valse d´eflâtun sagt:
hehehehehe
la valse d´eflâtun sagt:
hepimizin essekligi üzerinde
sina sagt:
: )

IQsu düşük, cümlesi kırık dökük

pardon, bugün biraz karamsarım. pardon, yine aslıma döndüm. pardon, insanlıktan bir kez daha ümidimi kestim. pardon, messieurs et mesdames.

pardon, ödevimi yine yapmadım. pardon heidegger. pardon.
pardon, nefes almayı unuttum. pardon, parmağımda yüzük var.
pardon, istanbula kar yağmış. pardon, berlin sadece soğuk. pardon, kalbim kapkaranlık. pardon, gözlerini kapamışım.

pardon, filistinde insanlar ölüyor. pardon, acizce seyrediyoruz. pardon yılbaşı eğlenceleri. pardon.

pardon, anlamıyorum. pardon fani dünya. pardon zalimler. pardon hainler. pardon şerefsizler. pardon füzeler. pardon roketler. pardon kurşunlar. pardon askerler. pardon.

pardon, ama anlamıyorum. pardon anne. pardon baba. pardon kardeş. pardon arkadaş. pardon hocam. pardon okul. pardon para. pardon insanlar ve nesneler. pardon bedenim. pardon sevgi. pardon nefret. pardon umut. pardon acı. pardon hayat. pardon.

pardon, ama gerçekten anlamıyorum.
galiba biraz gerizekalıyım.
pardon.

İkinci Ayna

Korkup kaçarken çıktı benden
Bir çeşit hayvan nereye dönsem o
Kış olmadı duymadım hiç bir kar
Tendeki papatyaların tutunduğu

Komşuda bir çocuk daha ağlıyor
Gözyaşı akışı neden var bilseydim

Ve dost yok karşında daha da çevrildin
Küçülüp yürümek isterim karıncalarla

Bir çeşit sevdam var
Bir çeşit yalnızım kapıda

Yaradana giden yoldadır her ruh
Çocuklar gibi sevmese de kalpler

. şapka bisiklet beyaz sarı
. kırbaçlanan gülüş zalim ağzı

Bir gıybete kapanıyor akıllar
Bizde ruh gencini ihtiyar ederler

Aşabilsem boğulmalarını ömrümün
Bir çocuk havliyle geçsem sevgisiz ıssızları

Yüzün cepesine koştur beni
İsyan eşiğim toprak kayıyor içim

Cahit Zarifoğlu

ben susuyorum, sen anlama

şimdi şöyle bir şey:
bir şeyler söylemek istiyor insan, bir şeylerin söylenmesi gerektiğini düşünüyor. ama söz aciz kalıyor bir yerde. bir noktadan sonra yani. eteğime dün insan kanının bulaşmasından sonra mesela, ya da televizyonda nonstop görüntülenen filistinlilerin son soluklarından sonra, böyle şeylerden sonra işte, susmak kalıyor sanki. susmaya mahkum kalıyoruz sanki. ne desek bir yanı eksik kalacak çünkü. anlatamayacağız çünkü. aklımız almıyor çünkü. neden? çünkü akıl almaz „işler“ yapılıyor bu dünyada. anlayacağınız: anlaşılır gibi değil ki anlayabilelim. anlayamıyoruz ki anlatabilelim.

yani şöyle bir şey:
birşeyler söylemek istiyorum. aklım almıyor. anlamıyorum. anlatamıyorum. susuyorum.

iki damla su

cahit biliyor musun
kapımızın önü beton

cahit biliyor musun
evimizin içi parke

cahit biliyor musun
bazen ağlamak istiyorum
gözyaşımı emecek toprak bulamıyorum

merak ediyorum
cennette bahçeler var mı cahit?
cennette ağlasam tanrıya ayıp olur mu cahit?

havalar soğuk

yağmurun gürültüsüzlüğü
betonun sesliliği

merak etme
biliyorum
hayat durmadı
biliyorum
bir ölüm döşeği boşalacak şimdi
ya da güzel bir annenin rahmi

biliyorum
dünya hâlâ dönüyor
dudakların yerinden kıpırdamasa da
soluklarını içine atsan da
biliyorum
dünya böyle de dönüyor

dün ellerim üşüdü
güneşi yine yalnız batırdım
biliyorum
yüzün sıcak olurdu
eller ise hep soğuk

ve
merak etme
biliyorum
havalar ısınacak

terkedin beni rüyalar

ruhum daraldı
geçen denedim
içine sığmadım

tanrım yoksa ben
mi büyüdüm?

terkedin beni rüyalar!
yeter gözüme girdiğiniz
canımı yaktığınız
uzaktaki alevler
gaibten sözler geceler
sandmann’ın uyku tozu

olimpia sen bir robotsun
olimpia ne kadar da boşsun
olimpia rüyalarım senin olsun

al!

romantizmden düş-tüm
ruhumun darlığına
sıkıştı kalbim

pardon
bugün biraz
sürrealistim

kar yağmadı bugün

geceyi kucağımıza almak gibidir
bir bebeğin gıdığından öpmek
her akşam karanlık olmak ya da
ışığı çalınmış bir ampüle bakınca
yıldızlar dökülmedi oysa
birilerinin hayatı kaymayadursun
çocuklar sevinemedi yine
kar yağmadı bugün
top ve gülle oynamadık
geceyi kucağımıza aldık