bir garip olmak

sevgili blog,

bugün uslu uslu okuluma gitmek için treni bekliyor ve geç kalmamak için dua ediyordum. derken, alman bir adamla küçük sarışın kızı gelip yanıma oturdular. daha doğrusu kız oturdu. babası ayakta kalmayı tercih etti. kız dünya güzeli bir varlıktı. gözlerinin maviliği çok derin ve güzeldi. adam hertha berlin taraftarıydı.  formasının üzerine giydiği ceketin cep kısmında  şöyle bişey yazılıydı: Was scher ich mich um Weib und Kind, die Hauptsache ist: Hertha gewinnt! (çoluk çocuk umrumda değil, önemli olan Hertha’nın kazanması!)

sevgili blog,

durumun garipliğini anlatabiliyor muyum?

mendil ister misin, naciye?

kendimi iyi hissetmiyorum. okula gitmiyorum. sümüklü bir burunla ve bulanık bir kafayla felsefe yapılamayacağına kanaat getiriyorum. okula gitmediğim için vicdan azabı çekmiyorum. kuzenim, anahtarlığımın ne olduğunu merak ediyor. herkesin içinde bunu soruyor. hanzala diyorum,  naci el-ali’den bahsediyorum. hasan aycın diyorum. sevdiğim ve önemsediğim insanlara bilmedikleri bir şeyi, ve bana sorarsanız çoook mukaddes bir şeyi, öğretebilmiş oluyorum. mutlu oluyorum. sümüklü burnumu siliyorum. sümüklü naciye de kimdi acaba? diye sormadan edemiyorum. türkçemize sümüğü ile katkıda bulunan o naciye’nin hikayesini merak ediyorum. çağrışım manyaklığım tutuyor. erkek fatma’nın hikayesini de merak etmeye başlıyorum. kimdi, ne zaman nerde yaşardı, o lakabı niçin almıştı, çağımızda yani bir çok kadının erkekleştiği bu çağda yaşasaydı yine o lakabı alır mıydı diye sorular soruyorum.

sümüklü naciye ile erkek fatma’nın hikayelerini ilimden sayarsak, şöyle bir sonuca varabileceğimizi düşünüyorum: ilim talep etmek için merak ve çağrışım manyaklığı faydalı şeyler olabilir. sümüklü bir burun bile.

nayır nolamaz nergenekon!

sevgili blog,

hani şu ergenekoncular Türkiyenin her bir yerine bişeyler gömmüşler ya, hani şu aralar toprağı gıdıklayınca ikide bir patlayıcı madde kusuyor ya, işte haberleri izlerken imajinasyonumun oynuna gelip, sokakta gezen anne-çocuk arasında yakın zamanda şöyle bir diyalog geçebileceğini hayal ettim:

– aaa anne bak, bomba! aa bak bitane daha!
– dokunma yavrucum ona. ergenekoncu amcaların onlar. bizim değil.

büyüklerin ellerine, küçüklerin gözlerine

kürtçede „ellerinden öperim“ cümlesini ifade etmek için „ellerinden öperim“ denmez. „ellerine gelirim“ denir. aynı şekilde bir küçüğünüzün gözlerinden öptüğünüzü söylediğinizde onun „gözlerine gidersiniz“. lakin buradan, kürtçede „öpmek“ için ayrı bir fiilin bulunmadığı ve bu yüzden „gelmek“ fiilinin kullanıldığı sonucunu çıkarırsanız, çok pis hatta pimpis yanılırsınız. mesele şu ki: ancak öpme eylemini harbiden gerçekleştirdiyseniz, yani diyelim ki babaannenizin elinden gerçekten öptüyseniz, ve o da „oy ben sana kurban olayım!“ dedikten sonra yanaklarınıza birer öpücük kondurduysa, işte o zaman annenizin yanına koşup kürtçe „anne anne biliyon mu, babaannem gözlerimden öptükten sonra bana harçlık verdi. bak!“ diyebilirsiniz.

demek ki neymiş hı neymiş? öpebilmek için önce gelmek gerekmiş.

Sabırsızlığın tarifini sorsalar..

J’ai suivi, des mois pleins, pareille aux vacheries
Hystériques, la houle à l’assaut des récifs,
Sans songer que les pieds lumineux des Maries
Pussent forcer le mufle aux Océans poussifs !

Azgın boğalar gibi kayalara saldıran
Dalgalar aylarca sürükledi durdu beni;
Beklemedim Meryem’in nurlu topluklarından
Kudurmuş denizlerin imana gelmesini.

Arthur Rimbaud
„Le bateau ivre“ („Sarhoş Gemi“) adlı şiirinden..

(Türkçesi: Sabahattin Eyuboğlu)

ütü noldu?

her an ölebilirmişim gibi yaşamak işime geliyor. zevk aldığım ve anlamlı bulduğum işler yapıyorum böylece. ütü yapmak yerine portakallı kek yapıyorum mesela. hayır, canım kek çektiği için değil. ya da evdekilerin arzusu olduğu için de değil. portakallı keki, kek yapmayı özlediğim için yapıyorum. içimden gelerek yapıyorum. severek yapıyorum. ve unla kabartma tozunu karıştırırken de „hmm ilginç.. insanoğlu önce ateşi icat etmiş. sonra unu. sonra kek denen bir yiyeceği. sonra kek kabarsın diye kabartma tozunu. hatta bununla kalmamış, kapitalizmi icat etmiş. bu yüzden kabartma tozu daha iyi satsın diye pakedin arkasına kek tarifleri yazmış. bunun için kek tarifleri icat etmiş (bunun sonu yok)“ diye düşünüyorum. birşeylere hayret ediyorum. e haliyle kek yapmam biraz zaman alıyor. biraz fazla zaman. kimilerince tabii ki. ben hissetmiyorum. zira her an ölebilirim. ve keki severek yaptım.