el Mucib.

Yaşadıkların için „bir rüya yahut kabustu“ diyorsun, oysa rüya değil. Oldu, gerçekleşti ve gerçek. Fakat geçmişte kaldığı için rüyanın kekremsi tadı yapışık bu gerçeğe. Ne garip.. Varlıkla yokluk arası bir şey. Şu an yok, çünkü zaman aşımına uğradı, fakat vaktinde güneş nasıl varsa o şekilde tüm çıplaklığı ile vardı, varlığı ile ruhunu dengesizlikten dengesizliğe sürüklüyordu. Ve sen dipteki acziyetinle bir çıkış yolu ararken gözyaşlarına boğuluyordun.

Zaman yaratılmasaydı halimiz nice olurdu? Acılarımız geçemez, yaşadığımız neşeli anlar anlam kazanamazdı. „Sabret, geçecek!“ tesellisi akla gelemezdi, varlığımızı idrak etmekten yoksun olurduk. Zamanın varlığı dünyanın faniliğine ve ölümün en büyük gerçek oluşuna en büyük işaret.

Şu aralar daha az konuşuyorum. Konuşmak ne acayip iş: sevmediğimizle konuşmak biraz gereksiz, bizi seven ise konuşmadan da halimizden anlar zaten.. Galiba en çok, sevdiğimiz ve bizi sevmesini istediğimizle sevgisinden emin olamadığımızla konuşuyoruz. Ne enteresan değil mi.

Kelimelerin de insanî ilişkiler gibi bir süresi varmış. Yıpranınca susuyorlarmış.

 

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden /  Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden /  Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden /  Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden /  Ändern )

Verbinde mit %s