anlaşılmazlık denizi.

Anlatamadıklarım var. Ve ruhumdaki ve dilimdeki varlık alanları büyüyor. Bu, anlaşılma hissimi altüst ediyor: Hem en derinimde anlaşılmak istiyorum, hem de gün geçtikçe artık bu tür bir şeyin mümkün olabileceğine dair ümidimi yitiriyorum. Yaş ilerledikçe ve yaşananlar iz bıraktıkça daha da keskinleşiyor bu durum.

Şu sıralar „insanlarla niçin konuşuyorum?“ sorusu bir tilki gibi kafamda dolanıyor. Ne insanlar beni ne de ben onları anlayabiliyorsam, o halde niçin konuşuyoruz? Dilin sınırlarına tosluyorum..

Aynı fitrî dili konuşmadığım kuşlarla daha iyi anlaşıyorum şu aralar, o kadar sade o kadar yalın bir varoluş dilleri var ki..

İlişkilerin en ufak anlaşmazlıklardan dolayı sallantıya uğradığı bir çağda („şunu dedin“, „şöyle mesaj attı“ vb), birbirinden vazgeçmeyen kaç insan kaldı?

Bir insanın, kendini-açıklamaya itilmesi ile kendini ifade edebilmesi arasında dağlar kadar fark var. Ve kimi zaman, kendimi hiçbir şekilde ifade edemeden bir tür zoraki açıklamaya itilmişlik hissediyorum, boğuşuyorum.

Ölümüm de kurtuluşum olmazsa çok üzülürüm.

Anlatabildim mi?

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden /  Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden /  Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden /  Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden /  Ändern )

Verbinde mit %s