sahipsiz yalan

Gece lambasının ışığında kitap okumaya çalıştı. Ayracın olduğu sayfayı açtı fakat gözüne ilişen kelimeler kitapla zihni arasındaki boşlukta anlamsızca uçuşunca kitabı komidinin üstüne bıraktı. Bu raddeye nasıl gelmişti? Tam olarak nasıl gelişmişti olaylar? Yaşadıklarının rekonstrüksyonunu yapabilmek için hemen şimdi sağındaki ve solundaki meleklerin defterlerini çalmak gerekiyordu. „Bu iş için ise bir suç ortağı lazım. Yok, şeytan değil, başka biri, daha masum ve affı muhtemel biri.“

„Uyandın mı?“ Eşi usulca odaya girmiş ve hasta kocasına bitki çayı getirmişti. Kimseyle konuşacak mecali yoktu, uyuyor numarası yaptı, gözlerini kapadı, kıpırdamamaya özen gösterdi. Karısının bekleyişini ve o bekleyiş anındaki gerginliği hissetmemek için bir eşya olmak gerekirdi. Biraz bekledi. Sonra „Peki.. çayını buraya koyuyorum, sonra içersin“ dedi ve gitti.

Aferindi ona. Bir zamanlar aşkıyla hayat bulduğu kadını da şimdi başından def etmişti. Yalnızlığına sarılsındı artık. Birden içini tekrar sokağa çıkma ve kaçma hissi kapladı. Bir ses onu buna itiyordu. Hatırladı: Dün de böyle hissetmiş ve bu sese kulak verip yalınayak çıkmıştı. Kimseye haber vermeden gece yarılarına kadar koşmuş ve dolanmıştı, taa ki sabaha doğru üşüyüp eve dönünceye kadar. Ailesi onu sevinç, endişe ve öfke ile karışık karşılamıştı. „Bizi hiç düşünmüyor musun?“ diye çıkışmıştı annesi, gelinini göstererek „şu kızın haline bak! Perişan oldu!“

„Özür dilerim..“ diyebilmişti ancak. Bir de „beni rahat bırakın..“

Şimdi odasında bırakılmış haldeydi ve buna rağmen hiçte rahat değildi.
Uzandığı yerden biraz doğruldu, çayını fazla soğutmadan içmek istiyordu. Bardağı ağzına götürürken çay poşetine bağlı olan ipin ucunda bir aforizma olduğunu gördü. Eline alıp okudu: „Sensiz alem güzel değil“ yazıyordu. Tebessüm etti. Hoşuna gitmişti bu fikir. Sonra üzüldü. „Bu söz başkasına da denk gelebilirdi, bana özel değil. Dolayısıyla yalan.“ Öfkelendi, yarasına basılmıştı. İçinde biriken bir nefret bir merkezde toplandı ve eline kaydı: Bardağı şiddetli bir şekilde yere fırlattı. Halının olmadığı sert bir zemine denk gelmişti bardak ve cam parçaları bütün odaya dağıldı, içindeki çay etrafa sıçradı. Bir iki damlası yüzüne gelmişti. Sesin şiddetini duyan eşi tedirgin gözlerle odaya koştu. „Noldu?“ dedi, odayı incelerken.

„Şeyy.. bardak elimden düştü. Bana bir kahve yapar mısın?“

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden /  Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden /  Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden /  Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden /  Ändern )

Verbinde mit %s